4 Ocak 2008 Cuma

Ratatouille

-YA HERŞEY GÜZELDE BİR FARE İLE İNSAN NASIL ARKADAŞ OLUR VE İNSANLAR DA O FARENİN YAPTIĞI YEMEĞİ YER FARE BİR PİS HAYVANDIR YA HİÇ BUNU DÜŞÜNMEMİŞLER

-Yeteneklerinizi gelişmeye,hayallerinizin peşinden koşmaya teşvik eden harika bir animasyon ,mutlaka izlenmesi gerek…


Öncelikle film üzerine yazıyım mı yazmıyımmı şeklinde uzun düşüncelerin ardından internette giriştiğim araştırma sonucu bulduğum bu iki yorumu yazmak istedim. Neden derseniz;

Animasyon olarak bakıldığında kesinlikle üst seviyelerde bir film olarak raflarda yerini almış olan filmi eleştirel olarak incelemeden iki noktaya değiniyim dedim. Birincisi filmdeki farenin ne kadar başarılı bir şekilde 'tatlı' bir hayvan olarak gösterilebildiği. İkincisi ise filmde animasyon içerisinde verilebilecek duyguların bir çoğunun gayet hoş verilmiş olmasıydı. Nedir bunlar; örneğin heyecen, aşk, ihanet, azim vs vs.


Bunlar tabi olayın sıradan yönleri. Eleştirel yönlerine gelirsek insanın aklına yorumlardan ilkinde olduğu gibi ilk etapta 'Ya bu fare(iyyy)' gibi bir cümle gelir elbette. Bu filmi kardeşimin isteği üzerine indirdim ve ardından izleyen ben oldum izlemeyen o. Sebebi ise tabi ki kardeşimin ilk etapta farenin yemek yapması ve onu insanların yemesi olgusunu düşünmemesiydi. Düşününce izlemekten vazgeçti. Tabi benim açımdan bu böyle olmasa da, her ne kadar farenin bir tatlılığı olsa da benim için bu herkes için böyle olmak zorunda değildir. Bu şekilde bakıldığında elbette ki gerek mantık sınırlarını gerekse mide sınırlarını zorlayan bir olguyla karşı karşıya kalmaktayız.


Ben izledim ve gerek filmin içinde bunu engellemek için düzenlenmiş sahnelerle karşı karşıya kaldım gerek farelerin gerçekten de tiksindirici olabileceğini düşündüm. Sonuçta bir animasyon filmi ve size kalmış kendi yargılarınız. İkinci kısma gelince insanla farenin arkadaşlığı olgusunun filmdeki imkansızlığı ve filmin sonunda mutlu sona ulaşması. Tabi bu mutlu son insanlar fareleri severek olmuyor. Peki bu mümkün müdür? Bence tabi ki değildir. Filme ağzımızdan damlayan süt damlacıklarıyla baktığımızdaysa ikinci yoruma varıyoruz. Peki o nedir?

Yeteneklerimizi geliştirmek, hayallerimizin peşinden koşmak, kendimizi aşmak vs vs. Evet oks sınavları hala Anadolu Lisesi sınavı adı altında yapılsa ve ilkokul sonda girilse çocuklara teşvik edici olarak izlettirilebilirdi bu filmler. Ama imkansızların da bittiği insan beyninin de vardığı noktanın farkına vardığı bir yer vardır diyorum ve gerek eleştirilerime gerekse iltifatlarıma nazaran filmi bence izleyin diyorum.

Ve bir de yemek tarifi verelim diyorum.Ratatouille aslında bir yemek. Filmin ismini aldığı Fransa'nın Akdeniz kıyılarında bulunan Provence mutfağına ait bir aperatifmiş bu yemek. Araştırmasını da
burdan yaptım. Bütün sebzeleri közlenerek pişirilen filmin son sahnelerinde de yapılan bir salatadır kendisi.


Devamını okuyun...>> Read more...

109'un 20'si


Bugün internette gezerken Beyazperde'de de alıntı olarak verilmiş bir listeye rastladım. Kaynak ise indieWIRE.Kuzey amerikanın 109 eleştirmenine sorulmuş ve 2007'nin en iyi filmleri olarak aşağıdaki liste ortaya çıkmış. Ben de bu siteyi şu ana kadar bilmediğim için merak ettim ve bu listeyi ortaya çıkaran siteye bir bakıyım dedim. Peki ya ne gördüm. Bir sinema sitesi ve estetik adına hiç bir şey bulamadım ortada. Her neyse siteyi de merak ederseniz bir bakın.

Liste için;

1 There Will Be Blood
2 Zodiac
3 No Country for Old Men
4 Syndromes and a Century
5 4 ay, 3 hafta, 2 gün
6 I'm Not There
7 Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı
8 Colossal Youth
9 Killer of Sheep
10 Offside
11 Kara Kitap
12 Once
13 The Diving Bell and the Butterfly
14 Şark Vaatleri
15 I Don't Want to Sleep Alone
16 Regular Lovers
17 Yaratık
18 Southland Tales
19 Into the Wild
20 Ratatouille


Devamını okuyun...>> Read more...

3 Ocak 2008 Perşembe

Bu Mudur?


Efendim yer Taksim meydanı vakit yılbaşı gecesi. Ne olmuş? Turist hanımefendiler tacize uğramış. Tamam güzel de sayın turist hanımefendiler madem ki tacize uğruyorsunuz nedendir bu şikayetsizlik, bu rahatlık.

Şimdi olaya üç değişik noktadan bakmak istedim çünkü dün haberde gördüğümde bu olay içime dert oldu. Birincisi yukarıda da bahsettiğim turist hanımların tacizden kaynaklı bir şikayetlerinin olmaması. İyi hoş ve bu durumda diyorum ki madem ki bu bayanlar şikayetçi olmadı neden bizim yeni yetme gençlerimizden 57 ytl ceza alındı. Şimdi 'ayy ne iğrenç demeyin' bu bayanlar böyle bir konuda şikayetçi olmuyorsa benim mantığım gereğince ceza geretirecek bir durum yoktur. Hatırlıyorum da matematik öğretmeni bir akrabam lisede bir gün bir olayla karşılaşır ve ilk etapta şaşkınlık içerisinde bakakalır. Sonra bir erkek öğrencinin kız öğrenciyi tabri caizse 'şap' diye öpmesinin kızı rahatsız edip etmediğini sormak üzere kızın yanına gider. Giderken de erkek öğrenciyi kulağından tutup oraya kadar sürükler. Kızdan aldığı cevap ise;

'O yapıyor hocam rahatsız değilim'

olunca bu olay karşısındaki şaşkınlığını bir aile içi yemekte bize de aktaracak kadar büyüten sahneyle karşı karşıya kalmış olur. Her neyse; konu fazla dağılmadan bu mantıkla nasıl akrabam olan öğretmen erkek öğrenciyi disipline veremediyse alınan 57 ytl de olmamalıydı diyorum.
İkinci bakış açısına gelince:
Mağdurlardan bir turist hanım diyesiymiş ki; İran asıllı beyefendi bizi orada kurtarmaya çalışıyordu. Ne güzel efendim. İyi yapmış gayet terbiyeli bir iş yapmış eğer böyle yaptıysa. Tabi bizm polisimizin o şahsı da böyle bir durumda cezaya tabi tutması ayrı bir bakış açısı olabilecek de olsa ben başka bir noktadan yaklaşıp bu adamın ertesi gün bir haber kanalında kamera karşısına geçmesinden ötürü ağzına ne gelirse bu beye sayan hanımefendiye bir kaç kelime söyleyeceğim. Ey hanımefendi kamerayı gördüm diye belki de suçsuz adamcağıza bir de koca kanalın haber bülteninde onca insanın önünde ettiğin gurur kırıcı lafların asab defterlerinde kaplayacağı alanı hiç düşündün mü? Hiç sanmıyorum...

Üçüncü bakış açısı ise tabi ki gençlerimizin yaptığı yanlışlıktır. Evet, yine onca önleme rağmen hoş olmayan davranışler sergilenegelmiştir. Olasıdır ve olmuştur da. Oh rahatladım...


Devamını okuyun...>> Read more...

2 Ocak 2008 Çarşamba

Lakshmi

Gecenlerde kücücük bir kizin ilginc varolma hikayesini okudum. Varolma derken öyle olup ve olmamak arasinda kivranan bir insanin felsefei görüslerinden uzak tamamen görünüs ve farkli inanclarla ilgili bir hikaye bu.
Her ne kadar gündemden az cok düsmüs olsa da ibret alinasi bir olay oldugu icin paylasmak istiyorum. Ne de olsa bu tam olarak bir haber sitesi degil, hayata dair yazmak istedim.





Lakshmi Hindistan asilli 2 yasinda bir kiz cocugu. Anne karninda ikizi ile birlesmis ve siam ikizinin gelismemesi üzerine 4 kolu, 4 de bacagi olusmus. Bir parazitin özelliklerine sahip olan o fazlaliklar kizin hayatini tehlikeye sokuyordu.



Buraya kadar "Allah yaratmis tamam, her serde bir hayir vardir, her derdin bir caresi vardir" diyebiliriz aslinda fakat reinkarnasyon'a inanan Hindistan halki bu kizi 4 kollu bir Hint tanricasi olan Lakshmi nin reinkarnasyonu - bir mucize - olarak gördügü icin ona Lakshmi adini verdiler.





Reinkarnasyona inanmayan ben bu olaya gülmek ya da aglamak yerine hic kafami yormamayi tercih ettim cünkü herkesin bakis acisi farkli. Ailesi icin cok zor bir durum olmasina ragmen kapitalistler bu durumdan faydalanmak icin cok kapilarini calmis. Babasi bu durumdan cok rahatsiz oldugunu aciklamisti, hatta Lakshmi yi sakladilar bir süre.


Doktorlarin Lakshmi'nin kesinlikle ameliyat olmasi gerektigini aksi taktirde 16. yasina kadar yasama ihtimalinin olmayacagini söylemeleri üzerine harekete gecildi ...




24 saat süren ameliyat sonrasi doktorlar Lakshmi nin yasayacagini ve ameliyatin cok iyi gectigini acikladilar... iki bacagi ve iki kolu alinan Lakshmi hayatina "normal" bir insan olarak devam ediyor...





Hindistanin reinkarnasyon inanci bir yana ben bu kizi gördükten sonra bir kez daha sükretmeyi hatirladim. iki kolum ve iki bacagima bakarak tekrar sükrettim halime. Basit seylerden yakiniriz, basit problemlerden dolayi isyan bile ederiz belki de. Bize verilenleri hatirlamak cok önemli kanimca.



Konu ile ilgili video:
http://www.n24.de/news_stories/video_player/02399/index.php

Kenancığım türkcesini malesef bulamadim o yüzden almanca video linkini veriyorum.
Görüntüleri görmek anlamak icin yeterli diye düsünüyorum.


kaynakca:
http://www.spiegel.de/wissenschaft/mensch/0,1518,515920,00.html
http://news.de.msn.com/achtgliedriges_maedchen.aspx?cp-documentid=6348413&imageindex=7#


Devamını okuyun...>> Read more...

28 Aralık 2007 Cuma

2007

Bir seneyi daha geri de birakmak üzereyiz. 2008 umarim güzel seyleri birlikde getirir... Alman sitelerinde dolasirken 2007 yilina dair bi arsive rastladim ve farkli kategorilerde 2007 de gündeme oturan bazi olaylari sectim ve yazmak istedim.






18./19.Ocak: "Kyrill" adli kasirga Avrupayi felc eder... 50 ye yakin ölü.









25.Subat: Oscar ödülleri; Kodak Theatre (Los Angeles)
En iyi film: The Departed (Martin Scorsese)








23.Mart: Almanya'nin en ünlü kutup ayisi "Knut"'un basina
acildigi gün... ("Bu ne ki?" diyenlere: O kadar ses getirmisti ki
bu yavru ayi, bu arsiv de de yerini almis bulunmakta...)








3.Nisan: Fransa'nin TGV si yeni hiz rekorunu kirar... 574,8 km/h.







Mayis: Microsoft'un Harita servisi Virtual Earth
(http://maps.live.com) „Bird’s Eye View“ u hizmete sunar..
bir kus gibi dünya daki objeleri seyretmek isteyenlerin
Internet Explorer 6 ya da Firefox 1.5 e sahip olmalari gerekiyor...






Haziran: 1903 yilinnda bulunan mumyanin kadin firavun
Hatşepsut'a ait oldugu bilim adamlari tarafindan tespit edilir..








7.Temmuz: Live Earth küresel isinmaya dikkat cekme amaci
ile organize edilir... 5 kitada 24 saat müzik ve 150 ünlü ile
eglence yoluyla herkesi iklim krizine karsi birlik olmaya davet eder...








Agustos: Abdullah Gül Cumhurbaskani olur...








Eylül: Tenör Luciano Pavarotti pankreas'inda ki tümörden
kurtulmak icin ameliyat olur fakat iyilesemeden vefat eder..








25.Ekim: A380 Airbus ilk ucusunu gerceklestirir... (Singapur)








9.Kasim: Apple iPhone Almanya da satisa cikar...







O Site de yazmayan fakat bana göre Aralik ayinda en aktüel ve carpici sey Istanbul'da hala yasanmakda olan kundaklama olaylari... Ne zaman insan insanin canini yakmakdan vazgecti ki?



(kaynakca: specials.de.msn.com/daswar2007)


Devamını okuyun...>> Read more...

EN TEPEYE ;)<<