Karakter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karakter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2009 Cumartesi

Sıla

Efendim kimdir bu Sıla? Neden son dönemde şarkılarına takılır bu kafam. Aslında hoşuma giden eleştirel tavırları mıdır. Aykırı halleri midir sezemedim tam ancak beğeniyorum yeni albümüyle birlikte. Hoş klibinde kendisine yazık da etmiş olsalar sözleri ve ritimleriyle şöyle bir içimi okşayabilen son dönem şarkıcılarından.

Kendisinin müzikle ilgilenimi lise yıllarına dayanıyormuş. Bu yıllarda şan ve ses eğitim almasının yanında aynı zamanda çeşitli topluluklarda da solistlik yapmış. Yüksek öğrenimini caz vokal bölümünde yapmış. 2000 yılında da sektöre girişinde büyük etkisi olan Kenan Doğulu ile tanışıp çalışmaya başlamış. O günden sonra uzun süre Kenan Doğulu'nun vokalistliğini yapmış hanım kızımız. Tabi bu arada da boş durmayarak çeşitli mekanlarda çıkmış. Ufak tefek oluşturmuş kitlesini. Ferhat Göçer, Kenan Doğulu, Emel Müftüoğlu gibi değerli sanatçılarımıza da söz ve müzik de yazmış bestelemiş bu kızımız.

Daha sonraları geniş kitleler Sezen Aksu ile ortak çalışmaları olan 'Sıla' dizisinin şarkısı sayesinde tanışacaktır Sıla ile. Tabi bütün bunların ardından da 2007 yılında patlayan agresif çıkış şarkısıyla bilinen ve ismiyle bir albümünü hepimiz biliriz sanırım. Şimdi de yeni albüm çıkarmış ve güzel şarkılar çığırmış yine bu güzel kızımız. İyi de yapmış. Sıla, Sıla, Sıla.. tabi ki biliyorduk, biliyordum bugüne kadar fakat!;

Kendisini son dönem asıl sevmeme vesile olan bir programdaki bir dakika onbeş saniye kadar söylediği sözleri de kendisine ait olan "ya Sıla şunu albümde söyleseydin ya" dedikten sonra "böyle de güzel be" gibi kendimi cevapladığım 'Vur Kadehi Ustam' adlı parçaydı. Linkini de vereyim; burdan

Ne de güzel ne de içten söylemiş değil mi..

Bu sanatkarımızı da ileride daha kaliteli, daha güzel, ve böyle oldukça daha beğenilen hallerde görmek dileğiyle artık. Bu albümünde de asıl hit olacağını tahmin ettiğim ve sözlerini de sevdiğim parçalardan birisinin de sözlerini yazarak bitiriyim artık diyorum:




Sıla 2009 Bitse de Gitsek



İş bu sözleşmenin tam imzalandığı tarihte
Veler veyalar yoktu
Tühler amalar yoktu
Alan memnundu satan memnundu
Niyeyse bi anda dağıldı mevcut
Kalp yer görmeden mutlu mesut
Cehennem oldu burası beter
Dayanamıycam artık nolur yeter
Bitsede gitsek x10

İş bu yüzleşmenin tam bezdirdiği tarihte
Veler veyalar çoktu
Tühler amalar çoktu
Laflar havada uçuşuyordu
Niyeyse bi anda dağıldı mevcut
Kalp yer görmeden mutlu mesut
Cehennem oldu burası beter
Dayanamıycam artık nolur yeter

Bitsede gitsek x10

Parodi olduk izleniyoruz
24 saat dikizleniyoruz
Buruşturdunuz kibirinizle
Sabahtan akşama ütüleniyoruz x 2

Kenan Doğulu:
Sılacım ayıbı keşfedeni 9 köyden kovmak gerek
8 kere dövmek gerek
Yedi bitirdi beni bu zevzek
Altı üstü küçük bi zevk
5 kuruşluk keyfimizi rezil etti bu yürek
4 duvarındada aynası olsun
Sevdiği eşyayla 2 sene dursun
1 kere geliyoruz şu dünyaya
En kralından keyfimiz olsun
Hadi hooopppp zengin kalkışı

Bitsede gitsek x 20


Devamını okuyun...>> Read more...

2 Nisan 2009 Perşembe

Walt Disney

5 Aralık 1901 Chicago Illinois'da dünyaya geldi. Babası Elias Disney, annesi Flora Call Disney di. Walt dördü erkek biri kız olan beş kardeşten biriydi. Walt'ın doğumundan sonra Disney ailesi Marceline Missouri'ye taşındılar. Walt çocukluğunun büyük bir bölümünü burada yaşadı.

Walt karikatür konusuna çok erken yaşlarda ilgi duymaya başladı. Tabi ticari kafası da çok erken kendisini gösterdi. Daha küçük yaşlarda biraz para kazanabilmek için yaptığı karikatürleri komşularına satmaya çalışırdı. Karikatür kariyerini Chicago'daki McKinley High School'a giderek sürdürmeyi seçti ilerleyen yıllarda. Walt bir taraftan da vahşi hayata, doğaya, toplumsal konulara ve kırsal yaşama ilgi duymaya başlamıştı. Walt ilk önce inatçı ve bir o kadar da sert olan babasını ikna etmeye çalıştı sanatını icra edebilmesi için gerekli meblağları bulma konusunda. Fakat başarısız oldu. Ardından annesi ve büyük kardeşi ile bu sorunu mümkün olduğunca çözdü. Onlar da Walt'ın amaçlarına ulaşacağına inananlardandı. Bir süre Kansas City'de gazete gazete dolaşıp yazı işleri müdürlerinden 'Sen bu konuda aşırı yeteneksizsin neden gidip başka bir iş bulmuyorsun kendine' benzeri cümleleri duymakla vakit geçirdi. Ama karikatür, gencin hayatının rüyasıydı. İnsan biricik rüyasını, gayesini nasıl unutabilirdi? O karikatürü bıraksa bile, karikatür onu bırakmıyordu ki; geceleri rüyalarına giriyor, onu daha fazla yakalayıp kendine çekiyordu.
En sonunda kiliselerden birinin rahibi, Walt'ı kilisedeki faaliyetlerin karikatürlerini çizmesi için düşük bir meblağ ile işe aldı. Fakat bu küçük sanatçının bir stüdyoya ihtiyacı vardı. Hem resim çizmek için hem de hayatını idame ettirebileceği, en azından uyuyabileceği bir yere ihtiyacı vardı. Bunun için de en uygun yeri buldu. Kilisenin eski garajı! Fakat garaj değil garaj samanlık için bile fazlasıyla eski, pis ve hatta fare istilası altında bir ahvaldeydi. Walt işte tam burada hayatını idame ettirecekti. Ancak günlerini, saatlerini, birlikte geçirdiği ve hatta beslediği, resim kağıdına çıkacak kadar kendisine alıştırdığı bu farelerden birisi, tıpkı Walt gibi hatta onu da sollayacak derecede dünya çapında bir şöhretin sahibi olacaktı gelecekte.



Dünyanın her tarafında tanınacak olan bu ufaklık Mickey Mouse dı.

Yıllarca bu köhne yerde çalıştıktan sonra Hollywood'da da büyük başarısızlıklar yaşayan bir kaç canlı karikatür çizdi. Fakat bunlar hiç de tutmadı. Bir gün düşünürken aklına Kansas City deki garajda resim çizerken tahtanın üstüne çıkıp bir süre oynayan fareyi sonuna kadar izleyişini hatırladı. Hemen oturup bir fare resmi çizdi ve böylece Mickey Mouse doğmuş oldu. Bu küçük fare zamanla en ünlü aktörlerden çok tanındı, mektuplar aldı, en tanınmış aktörlerin filmlerinden daha uzun süre sinemalarda gösterimde kaldı. Seylan adalarındaki çay işçilerinden tutun da Kuzey Kutbu na yakın ülkelerde yaşayan Eskimo'lar a kadar onu herkes tanıyordu artık. Alaska'nın Juneau şehrinde sinemalara üşüşmüşler, İgloo denen buz evlerinde Mickey Mouse kulübü bile kurmuşlardı.

Ardından tutmaz diye asistanlarının israr ettiği; annesinin kendisine çocukken anlattığı bir hikaye olan Üç Küçük Domuz'u israrla çekti. Asistanlarının muhakkak fiyasko gözüyle baktığı ve hatta Mickey Mouse filmlerini 3 ayda çekerken buna sadece 2 ay ayırarak önem bile vermedikleri bu çekim de fırtına gibi esiyordu kısa bir süre sonra tüm dünyada.

Kurduğu Walt Disney Productions dünyanın en ünlü film üreticilerinden birisi oldu. Kurduğu şirket The Walt Disney Company, yıllık 30 milyar dolar geliri ve dünya çapındaki izlenilirliği ile hem Amerikan Rüyası'nın hem de Amerikan Ekonomisi'nin bel kemiklerinden olan bir medya devi haline geldi.

Walt Disney'in bir rüyası daha vardı. Bunu da 1955'de hayata geçirdi ve Disneyland Park'ı açtı.

Walt Disney sonuç olarak bir kahraman olarak hatırlanacaktı. Hayal gücü, iyimserlik, üretkenlik, azim, ve kendi kendine bir yerlere geliş'in Amerikan geleneklerindeki simgesi olacaktı. 48 kez Oscar'a aday olup 22 kez kazanan 7 kez de Emmy'e aday olan 4 kez kazanan Walt Disney halen en çok Oscar'a aday olan şahıstır.

Orlando, Florida'daki Walt Disney World açılmadan bir kaç yıl önce 15 Aralık 1966'da Gırtlak Kanseri'nden öldü.

Yazımızı kendisinin iki sözüyle bitirelim;

Peşinden gidecek cesaretiniz varsa bütün rüyalar gerçek olabilir

Hayal edebilirseniz yapabilirsiniz. Her şeyin bir fareyle başladığını hiç aklınızdan çıkarmayın.

Demiş Walt amcamız.


Devamını okuyun...>> Read more...

EN TEPEYE ;)<<