Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Son 2 Gün!

Efendim tabi ki futboldan hoşlanan ve izlemeyi seven birisi olarak yine futbolla burdayım. Futbol sitesi mi yapsaydım; hayır tabi ki. Daha çok kendimce eleştirel baktığım yönlerini yazmayı seviyorum futbolun. Bu seferki de Uefa Kupası finali olacak. Üç başlıkta eleştirel yaklaşmayı düşünüyorum bu konuya:

1- Mircea Lucescu: Değirmende buğday öğütür gibi teknik direktör öğüten ve bu sebeple nefret ettiğim Türk futbolu'nun zamanın behrinde onca başarısına rağmen iki güzide takımdan da ne acılarla ayrılmış teknik direktör. Bu adam şimdi uefa kupası finalinde. Kaderin cilvesine bakın ki yine o zamanın behrinde Fenerbahçeyi yendiği bir stadda bu finali oynayacak. Efendim Türk futbolunun son örneği de Skibbe idi. Böyle bir beyefendiye Türk futbolu Mourinho çakması, mızmız lakaplı bir teknik direktör getirerek yol verdi bu sezon. Peki o giderken güzide takımımız ne durumdaydı;
-Süper Lig'de Şampiyonluğu kovalıyor,
-Uefa Kupası'nda tüm imkansızlıklara rağmen ilerlemekte,
Peki şimdi nerde?
-Dört hafta önceden lige havlu atmış
-Uefa kupasında onun getirdiği yerden bir dirhem öteye geçememiş...
Lucescu'dan Skibbe'ye bir çıkarım yapmak istedim kendimce..

2- Mesuz Özil: Öncelikle kendisinin kupa finali ile ilgili açıklamasını yazayım buraya;

Takımda oynayan ve Türkiye'de Fenerbahçe'yi tuttuğu bilinen Türk kökenli futbolcu Mesut Özil ise “Küçüklüğümde tuttuğum takımın stadında oynayacağım için mutluyum. Ailem ve çok sayıda arkadaş ve tanıdığım Türkiye'de. Hepsi maça geleceklerini söylediler” diye konuştu.

Sahada tek Türk kökenli oyuncu olacağı için de büyük gurur duyduğunu ifade eden Mesut, “Türklerden büyük destek göreceğimize ve iyi bir maç olacağına inanıyorum” dedi.
Kaynak; tumspor.com

Bu açıklamayı ben okuduktan sonra aklıma iki şey geliyor. İnsan ister istemez arada da kalıyor. Bu kardeşimiz Türk Milli Takımı'nı seçmeli miydi? Kendi şahsi fikrimce oynayabilecek bir futbolcu olduğu için seçmeliydi. Biz burada İstiklal Marşımızı bilmeyen brezilyalı olduğundan dahi şüphe duyduğum zencileri milli yaparken böyle futbolculara ihtiyacımız vardı. Kendi tercihini Alman milli takımından yana yapan bu arkadaşımızın tercihine saygı duymaktan başka çarem olmamakla birlikte o seçiminden sonra kendisine destek olamayacağımı da belirtmek zorundayım. Bu vesileyle de diyorum ki bu açıklama kendisine yakışmadı. Büyük bir gaf bence kendisi için. Tabi bu açıklamada sitenin de yorumunda görüldüğü üzre Fenerbahçe'yi tuttuğu dile getirilen Mesuz Özil hakkında bir karmaşa da bu notkada var olmaktadır. Ben dünya alemin şu habere kadar kendisinin Galatasaraylı olduğunu bildiğini bilirdim. Ya ben yanlış biliyormuşum şu ana kadar ya da kendisi bu açıklamayı yaptı ise dönmek konusunda çok da yeteneksiz olmadığı için eleştiremiyorum.

3- Türkiye'nin kapitalizm konusundaki tavrını daha önce de küçük bir resimle geçtiğimi hatırlayacak olursanız üçüncü konuda da buna değinmeyi planlıyorum açıkçası. Ama uzun uzun değil iki resimle beni rahatsız eden iki şeye sadece. TFF'nin kendi sitesinden aldığım iki resimle bitiriyorum ve sonucu size bırakıyorum. Bu arada ; Başarılar Lucescu ve Skibbe. Kusura bakma Mesut ve Bülent diyorum :)
Resimlere tıklayıp büyük büyük bakınız :







Devamını okuyun...>> Read more...

14 Nisan 2009 Salı

PES 2010

8 Nisan'da duyurusu yapılan Pro Evolution Soccer 2010'un detayları da açıklandı. Oyunun tahminen yine hepsinin çıktığı gibi Ekim 2009 da çıkacağı tahmin edilmekle birlikte yenilikleri oyun dünyasını sallayacak gibi görünüyor. Özellikle de Futbol oyunları arasında baya bir ses getireceği kesin. Oynanış olarak yeni alan savunması, gerçekçi tepkiler ve daha komplike ataklar gerekliliği ile birlikte gole gidebilme gibi bir çok yenilikle gelen bu oyunda artık oyuncuların da oyun etkileri olacak desem ne dersiniz? Mesela iyi orta açan bir kanat topu aldığında ortaya daha fazla oyuncunuz atağa çıkacak. Ya da iyi arapası atan bir orta sahanız topu aldığında daha fazla oyuncu çapraz koşu yapacak. İnanılmaz değil mi? Bununla da sınırlı değil oynanışa getirilen yenilikler. Artık eskisi gibi çalım atıp atıp tek pas gol yok. Tabi var ancak çok kolay olmayacak. Karşı oyuncunun defans özellikleri çalım karşısında o kadar da kolay avlanmamasını sizin oyuncunuzun çalım özellikleri siz ne kadar yetkin olursanız olun o kadar da koyal çalım atamamasını sağlayacak. Bu durumda mecburen komplike pozisyonlara yöneleceğiz. Böylece daha gerçekçi bir futbol çıkacak ortaya. Bunun sinyallerini 2009'da veren PES 2010 da tamamen bir yeniliğe girişmiş artık. Bunun sebebi 0'ın kerametinden midir nedendir bilinmez ama gerçekten bir devrim geliyor gibi. Futbol oyunu tutkunları hatırlarlar 2000 yılı da gerek menejerlik gerek simülasyon futbol oyunları adına bir devrim olmuştu.
Geçelim görsellere. Görsel olarak bakıldığında oyuncuların çok daha gerçeğe yakın olduğunu söylememize gerek bile yok. Yalnız buna eklenen asıl inanılmaz noktalar başka: Oyuncuların artık karakteristik yapıları olacak. Yani bu ne demek şimdi;

Oyuncuların topu alırkenki karakteristik şekillerinden, özel çalımlarına, özel dripling stillerinden, el kol hareketlerine ve tempo farklarına kadar hepsi olacak. Yani İbrahim Üzülmez'in kafasını aut çizgisinde kaldırışını da görebileceğiz sanırım artık. Şut çekerkenki animasyonlara çok daha yenilerinin eklenmesinin yanı sıra dururken ve koşarkenki pasların tepposu ve hızı gibi bir çok şey de değişiyor artık. Yani bu belki de çoğu zaman daha çileden çıkarıcı şeylere hazır olun da demek olabilir dikkatli olun.


Taraftarların tepkileri, deplasman ve ev farkları, yorumcular gibi bir çok atmosfer unsuru da gözden geçirilip yenilendi bu seride.

Tabi ki bir de bu serinin en önemli, hatta serinin tutunma unsurlarından biri olan Master League var ki o da bir evrimden geçiyor bu seride. Öncelikle Master League yöneticilik olarak çok daha geliştiriliyor. Takımınızı artık baya baya yöneteceksiniz. Daha önemlisi çok daha uzun süre yapacaksınız bunu. Bir çok yeni ögeyle de çeşitlendirildiği ifade ediliyor bu modun.

Yeni takım motoru ile basit goller ortadan kalkıyor, takım oyunu önem kazanıyor, oyun hataları gözden geçiriliyor, hakemler daha gerçekçi kararlara zorlanıyor, ve artık hücum sırasında tek değil birden çok oyuncuya hakimiyet sağlanılabiliyor. Çok enteresan değil mi? Artık top hakimiyeti yüksek bir oyuncu topu aldığında savunma oyuncuları açıklara daha çok dikkat edecek. Bir santrafor yalnız topu aldığında öyle gidip yerli malı gibi beklemeyeceksiniz gelsin diye millet. Orta sahalar hızla yardıma koşacaklar. Yani bu da kontra atak olayının tadını inanılmaz arttıracak. Yenilenen penaltı sistemi de yön ve yer tayini konusunu ilerletecek.
Online özelliklerin de geliştirileceği ve daha fazla indirilebilir içerik de eklenileceği haberler arasında.

Hadi bakalım bekliyoruz rakiplerin de bütün bunları az da olsa zorlayacak haberlerini artık.


Devamını okuyun...>> Read more...

8 Nisan 2009 Çarşamba

Helal Olsun!

Öncelikle Nurcan Taylan ile başlayacağım. Kızcağızın başından geçenlerin büyük bir dönemine de hepimiz birlikte şahit olmuştuk zamanında hatırlarsınız. Bütün bunların ardından halteri bırakma kararı almaya kadar gitmiş almış da ancak Halter Federasyonu Başkanı Hasan Akkuş'un ısrarları ile devam etmeye karar vermiş. Kendisinin buralara gelişindeki zorlukları zaten bilmekteydik bir de bu kişiye ardından bunları yaşatmak hakkı değildi bazılarının ama artık olan olmuş. Hasan Akkuş'a da teşekkürlerimizle birlikte Nurcan'ı da kutlayalım ve birinci "Helal Olsun!" umuzu diyelim. Şimdi ikinciye geçelim;

Bükreş'de devam etmekte olan turnuvada 63 kiloda podyuma çıkan Sibel Şimşek; koparmada ilk çıkışta 103, ardından 105 ve son olarak da 108 kiloyu kaldırdı. Böylelikle altın madalya kazandı. Silkmede ise daha ilk hakkında 125 kiloyu rahat bir şekilde kaldıran Şimşek, ikinci hakkında 128 kiloyu da kaldırdı ve şampiyonluğu garantiledi. Ardından haliyle kalan hakkında denediği 132 kiloda başarısız oldu. Böylelikle 128 kilo ile yarışma tartısı avantajıyla altını kazanmış oldu. Böylelikle toplamda da 236 kiloya ulaşarak üçüncü altınını da kazanmış oldu. İstiklal marşımız okunurken gözyaşlarını tutamayan Sibel hepimizi duygulandırdı tabi ki. Tebrikler Sibel. İkinci "Helal Olsun!"


Ardından Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'den kendisine tebrik telgrafı gittiğini yine haberlerden öğrendik. Teşekkürler Abdullah Gül.

Bundan önce de başarısıyla yine göğsümüzü kabartan, 3 altın kazanan Erol Bilgin'i de gönülden tebrik eder ve başarılarının devamını dilerim. Üçüncü "Helal Olsun!"

53 kiloda Emine Bilgin ve Aylin Daşdelen'in kazandığı 3 gümüş, 3 de bronz madalyayı da canı gönülden kutlar onlarında başarılarının devamını dilerim. Dördüncü "Helal Olsun!"


Son olarak da bugün 85 kilo da podyuma çıkacak olan Erol Sunar'a başarılar dileriz. İyi ki varsınız..


Devamını okuyun...>> Read more...

2 Nisan 2009 Perşembe

Türkiye 1 - 2 İspanya


Türk Milli (!) Takımı dün neler yaptı. Maçtan sonra çok yazmak istedim fakat özellikle belirli kişilere çok daha sert olacağım için yazmamaktan yana tercihimi kullandım şu ana kadar. Şimdi başlayalım;

Türk Milli(!) Takımı iki hafta öncesinden amansız (?) bir gazla yüklenmeye başlandı. Taa ki dün geceye kadar. Verdiler gazı, verdiler gazı şişirdiler teknik heyetinden en yeteneksiz futbolcusuna kadar Milli takımımızı ve dün gece sonucu gördük ancak hala hiç bir şeyin farkında değiliz. Diyoruz ki; "Uzatmalarda gelen gol kötü oldu." Skibbe'nin giderken bir açıklaması vardı şuna benzer; "İkinci golü yemeseydik üç olmayacaktı o da olmasa dört olmayacaktı o da olmasa ben gidiyor olmayacaktım." Bu centilmen adamcağızı böyle acizane açıklamalar yapmak zorunda bırakan Büyük Türk futbolu, soruyorum;



1- İki haftadır bütün bu gazlar verilirken, bu takım boğa gibi çarpışmaya, aslan gibi yırtmaya vs vs hazırlanırken kimse neden "Ya bizim bir haddimiz yok mu?" demedi?

2- Hadi gazı aldık ardından iki haftadır seçilen kadrolar sahaya çıkmadan neden hiç kimse bu teknik heyete "Biz pinponcu dedik bu kılkuyruk futbolcu dedi bunlara." Demedi?

3- Hadi sahaya o gazla o pinponcular -genel itibariyle- çıktı da neden kimse "Türkiye Ligi gibi büyük (!) bir ligde büyük hatta kocaman takımlarda yedeğin yedeği olamayan adamları oyuna sokup da pata küte bir yerlere giden kadroyu niye bozdun?" diye sormuyor hala?

4- Yüce TFF'nin sitesinin girişinde 'reklamı geç' linki bile olmadan verilen şu yukarıdaki koca , aslında sorduğum diğer üç sorunun da kökenini teşkil eden, sponsorlarımızın bize verdiği gazın ardından hepimize boğa da değil ufak tosuncuk İspanya'yı yeneceğiz dedirtirken hiç mi vicdanı sızlamadı bunu 'yapanların'?

5- Son olarak da soruyorum ki bütün bu dönencelerin içinde sıkışmış KÜÇÜCÜK kalmış futbolumuz ne zaman yalakalıktan, dönen oyunlardan, kölelikten hatta KÖRLÜKTEN kurtulup da gerekli revizyonlara gidebilecek?

Komik olmayalım arkadaşlar. Maçın analizini yapmaya bile gerek yok. En sevmediğim Gökhan Gönül, Volkan, ve sevdiğim Arda hariç takımda oynayan oyuncumuz yoktu. Kapitalizmin doruklarında dillendirilen İstiklal Marşımızı bırakın; Türkçe' mizi öğrenmeden Milli Takım'ımıza girmiş ve ardından yurt dışına dönmüş oyunculardan tutun İspanya' da bir dönem rüzgar gibi esmiş ama milli takıma gelince adam akıllı iki maç çıkartmamış forvetlerimize mi sitem ediyim. Yoksa gözümüz değil artık burun deliklerimizle bile görebildiğimiz oynamaması gereken oyuncuları takıma sokan, gözümüz değil artık burun deliklerimizle bile görebildiğimiz oynaması gerekenleri takıma almayan, gözümüz değil artık burun deliklerimizle bile topun arkasından koşamayan, takımında yedeğin yedeği olarak kalabilmiş futbolcuları oyuna sokup iş yapan bir iki futbolcuyu da oyuna sokarak tosuncuk (?) ları "Ne yapıyor bu ya bu kadar da yenilmek istenilmez ki," şeklinde aralarında dillendirdikleri cümlelerle ateşleyen teknik heyete mi sitem edeyim? Hani bazan dersiniz ya artık bir durumun karşısında bitmiş hissettiğinizde kendinizi;

Bırak Allah'ını seversen ya...


Devamını okuyun...>> Read more...

27 Mart 2009 Cuma

Kun Agüero

Kun Agüero
İsim: Sergio Leonel Agüero
Lakabı: Kun
Doğum Tarihi: 02.Haz.1988
Doğu Yeri: Buenos Aires, Argentina
Uyruk: Argentina
Boy: 172 cm.
Kilo: 74 Kg.
Mevki: Forvet
Forma Numarası: 10
Sezon Maçı: 25
Sezon Golü: 12





2006 Yılında 17 yaşındayken 23 milyon euro karşılığında La Liga ya transfer oldu. Agüero kısa zamanda oynadığı futbolla taraftarın sevgisini kazandı. El Nino lakaplı Torres i aratmamayı fazlasıyla başardı. Goal.com da dünyanın en iyi üçü arasında. Bonservis bedeli 55 milyon euro dur. Agüero, müstakbel kayın pederi Diego Armando Maradona tarafından da yakından takip edilmektedir.

15 yaşına gireli 35 gün olmuşken Arjantin liginde forma giyerek rekor kırmıştır bu rekorun önceki sahibi Diego Maradona'dır.Peşinde başta Chelsea ve İnter Milan olmak üzere bütün avrupa nın gözü onun üzerindedir. Buna rağmen o kararlı bir şekilde Atletico'da kalmak istediğini belirtmektedir son olarak bu haberde de görüldüğü üzere. Atletico Madrid'de iki sezonda toplam 34 gol atmış olmakla birlikte bu sezonda da 12 golü vardır. Yaptığı asistlerle takımının Şampiyonlar Ligi'ne katılmasında büyük katkıda bulunmuş, 16 takım arasında kalmasında da büyük pay sahibi olmuştur.

Küçükken bol bol Tsubasa izleyen Agüero oradaki karakterlerin birbirlerinin isimlerinin sonuna “kun” takmalarından (Tsubasa-kun, Wakabayashi-kun) esinlenerek Kun adını almış. Messi'nin kıvrak ve hızlı çalımlarıyla Ronaldinh'nun artistik çalımları arası bir çalım stili ile kendi üst düzey fiziğinin birleşmesi ile birlikte sahalarda kolay tutulmuyor tabi ki. Buna üst düzey bir teknik, sadakat, kararlılık ve hızlı oluşunu da eklerseniz düşünün bir takımın ona sahip oluşunun ne anlama gelebileceğini. Sergio 2007-2008 sezonunun sonunda transfer söylentilerini çok ilginç bir şekilde cevapladı; "Asla “R” ile başlayan bir takıma gitmeyecegim." dedi. River Plate ve Real Madrid’e karşı hep ezeli rakip olduğundan dolayı bunu söylediği düşünülüyor. Geçtiğimiz sezon Chelsea Serbest bırakma maddesi olan 62 milyon u vermesi ve kulübünün mecburen kabul edişine rağmen kedisi inatla kulüpten ayrılmak istemediğini, önce bulunduğu kulüple iyi başarılar elde etmek istediğini söylemiştir.

Agüero'nun geçen ay bir de bebeği oldu. Hayırlı olsun diyoruz artık. Maradona da torun sevincini yaşadı yani. Bakalım gelecekte böyle her iki taraftan da futbolla sarılmış bir çocuk nasıl bir gelecek seçecek kendisine hep birlikte izleyeceğiz.


Devamını okuyun...>> Read more...

25 Mart 2009 Çarşamba

Trabzon Spor, Kültür ve Turizm Tesisleri



"Trabzon'a çağ atlatır" diyenleri mi ararsınız; "Akyazı beldesinin kenarı, halkın denize girdiği son yerdi, burası da kapanıyor." diyenlerimi. Eleştirilerin içerisinde "iki günde harabeye çeviririz" şeklinde eleştiriler de yok değil tabi. Tüm bunları bir kenara bırakalım da doldurma konusunun deprem'den bu kadar etkilenmiş bir millet olarak karadeniz gibi yüksek tehlikede deprem bölgesi olan bir bölgede ne kadar sağlıklı olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Şimdi başta biz baltamızı vuralım da gel gelelim projemize, güzelliklerine, içeriğine ve Trobzon'a katacaklarına;

Trabzon kentinin gelişimine büyük katkı sağlaması planlanan projenin 20011 Avrupa Gençlik Olimpiyatı'na yetiştirilmesi hedefleniyordu bu proje ilk ortaya atıldığında. Fakat şu an için bu biraz mümkün görünmemekle birlikte olsa da seviniriz tabi ki diyoruz. Proje; "Akyazı Projesi" Trabzonspr Yönetimi daha doğrusu yönetimleri arası sorunlara dahi yol açmış: hatta Nuri Albayrak projeyi yapacağını söyledikten sonra bugünkü yönetimi iş başına getiren Faruk Özak yapılamayacağını söylemişti. Oysa ki şimdi bir çok resmi haber sitesinde dahi yer alan ve onay alındığı haberleri artık yapılmış olan bu proje nasıl yapılamayacaktı ayrı bir muamma.

Proje 660 bin metrekarelik bir alanda oluşturulacak Trabzon Spor, Kültür ve Turizm Tesisleri için Trabzonspor'un resmi internet sitesinde de yayınlanan bilgiye göre;

"Trabzon Milli Emlak Müdürlüğü'nden bir yıllık ön izin için kulübümüzce kiralanmış olan, ilimiz Akyazı Beldesi kıyısında deniz dolgusu yoluyla elde edilecek 660 bin metrekarelik alanda oluşturulacak Trabzon Spor, Kültür ve Turizm Tesislerini gerçekleştirmek üzere hazırlanmış olan, Jeofizik, Hidrografik ve Oşinografik İnceleme Raporu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı tarafından onaylanmıştır. Onaylanan bu rapor, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 7. maddesine göre Kıyı Kenar Çizgisi işli hale hazır haritalara aktarılmış olup Akyazı Belediye Başkanlığı onayına sunuldu" ifadelerine yer verildi.

Hal böyle iken www.ligtv.com.tr'de verilen bir diğer haberde ise;

Trabzonspr Kulüp başkanı Sadri Şener'in içerisinde Racep Tayyip Erdoğan'ın da bulunduğu Ankaraya yaptıkları yoğun ziyaret trafiğinin ardından Başbakan Erdoğan'ın kendilerine; "Yeni stat için ben kendim çalışıyorum. Bunun için yabancı bir yatırımcı buldum. Onunla görüşmeye devam ediyorum. Siz de bulabilirsiniz" dediğini yazıyor.

Sitedeki haberin devamında ise;

Akyazı'daki araziyi kamulaştırıp dolguyu yapmayı da düşündüklerini dile getiren Şener, şöyle devam etti: "Bölgenin kamulaşması konusu bakanlar kurulunda görüşülecek. Mevcut tesislerimize yatırım yapamıyoruz. Sonuç olarak stat işi 2011'e kadar bitecek. Başbakanımıza 'acaba Avni Aker'i rehabilite edebilir miyiz' diye sordum. Şehrin içi olduğu için çevresindeki binaları kamulaştırıp yıkmamız gerekiyor. Bu da kolay değil. UEFA standartlarına gelmemiz lazım. Uzun süredir Avrupa kupalarına katılmadığımız için bu konuda baskı gelmiyor. Ama stadımız bir Şampiyonlar Ligi maçına uygun değil. Bu konuda Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş bir hayli yol aldı. Stat çalışmaları konusunda eski başkan ve yönetim kuruluna teşekkür ederiz. Ortada bir gerçek var. Kulübün parasıyla bu iş olmaz. Devlet desteği gerekiyor."

Şeklinde konuşmaların aralarında geçtiği yazılıyor. Trabzon'u bilmememe rağmen elimden geldiğince yerini de bir resimle izah etmeye çalışıyım artık;


Hadi artık Trabzon için hayırlısı olsun diyoruz. Tüm yerli yersiz, gerekli gereksiz, doğru yanlış, aleyhinde leyhinde eleştirileri bir kenara bırakarak küçük bir de projeyi açıklayıcı tahmini resim ile bitirelim diyoruz:


1- Golf sahası
2- Golf tesisleri
3- Trabzon tesisleri
4- Sporcu villaları
5- Antrenman sahaları
6- Sporcu konaklama tesisi
7- Gençlik ve Spor Bölge Müdürlüğü
8- Spor salonu
9- Kapalı ve açık yüzme havuzu
10- Spor akademisi
11- Tenis kortları
12- Olimpik stadyum
13- Alışveriş merkezi ve residance
14- Rekreasyon alanları
15- Kültür ve kongre merkezi
16- Eğlence merkezi
17- Hastane
18- Otel
19- Otel
20- Otogar
21- Cruise ve yat limanı
22- Liman tesisleri
23- Serbest bölge
24- Akaryakıt istasyonu


Devamını okuyun...>> Read more...

21 Haziran 2008 Cumartesi

TÜRKIYEEE!!!


Sancili bir mac oldu, tam ümitler tükendi, yari final hayali bitti derken Semih yüzümüzü güldürdü. Kücücük cocuklarin göz yaslari sevinc göz yaslarina dönüstü.

Rüstü ye yasli dedik basaramaz dedik, yani bizim burda öyle dendi, ama o bizi utandirmasini bildi. O harika yumruklar ve hirvatlarin 4. penalti vurusunu tutmasi bizi zafere eristirdi.

Yikildi her yer, koptuk biz. Ev terliklerimle sokaga attim kendimi, o ani tam hatirlamiyorum bile. Bindik bir arabaya, gittik merkeze. Sanki Türkiyedeymisiz gibiydi. O kadar kalabalik, herkes birlik olmus, her taraf kirmizi beyaz!

Sesimiz kisik, icimiz kipir kipir karistik kalabaliga.
Buradakiler, yani almanyali Türkler sevinmeyi bildi. Örnek olduk Türkiye ye. Hic kimsenin elinde silah yok; sarkilar, marslar söylendi ama tek bir kursun atilmadi. Sevinmek budur iste.
Haberleri izliyoruz ki, Türkiye de magandalar ön planda. Dokuz yasinda bir kiz kolundan yaralaniyor, babasi caresizce kucaginda hastaneye yetistiriyor kizini. Bu görüntülerle neden karaliyoruz zaferimizi?
Kimbilir kimleri buldu o kursunlar. Ne denilir ki buna. Terimin "Lütfen silahla sevinmeyin" uyarisina uymayanlar bu yaziyi mi okuyup akillanacak? Hayir.

Yari finalde Almanya ya karsi oynayacagiz. Benim icimde bir korku, bir huzursuzluk. Türkiye de yasamayi tercih ederdim su günlerde. Bu maci burada yasamak istemezdim.
Avusturya da hirvatlar iki Türkümüzü öldürmüsler. Burasi da tehlikeli bölgeye o kadar yakinki insan korkuyor.
Olayi söyle aciklayim; almanlar basindan beri bizimle karsi karsiya gelmek istemiyorlardi. Sebep olarak da cikacak olaylari öne sürdüler hep. Takimimizdan korkmalari da olagan bir sebep bence ama su b ir gercek ki, biz onlari yenersek alman holiganlarindan kurtulamayacak sokaga dökülenler. Yenilirsek de onlar tarafindan kiskirtilacagiz ve bizimkilerde uslu durmayacak. Yani buradaki herkes olayin farkinda, alinacak önlemler umarim ise yarar.

Yine de tüm yüregimle Türkiye nin kazanmasini istiyor, takimimiza basarilar diliyorum...


Devamını okuyun...>> Read more...

12 Şubat 2008 Salı

Arsène Wenger,Arsène Wenger, (D. 22 Ekim 1949 - Strasbourg, Fransa) fransız futbol adamı. Arsenal Fc. teknik direkötörü.Futbolculuk kariyeri boyunca Fransa Üçüncü Ligi'ndeki Mutzig, Mulhouse ve Vauban takımlarında savunma oyuncusu olarak futbol oynamıştır. 1978 - 1979 sezonunda birinci lig takımlarından Strasbourg'a transfer olmuş ve sadece üç maç forma giydiği bu sezonda lig şampiyonluğu yaşamıştır. Teknik adamlık kariyerine 1981'de Strasbourg genç takımında başlamış, 1983te Cannes Fc. takımında yardımcı antrenör olmuştur. 1984-1986 arasında Nancy takımının teknik direktörlüğünü yapmıştır. Kariyerinde önemli bir dönüm noktası 1987 yılında As. Monoca takımının teknik direktörlüğüne getirilmesi olmuş, 1994-1995 sezonunda görevinden ayrılana kadar bu takımla 1988 yılında Fransa Ligi şampiyonluğu ve 1991 yılında Fransa Kupası'nı kazanmış, 1992 yılında Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda Otto Rehhagel'in çalıştırdığı Werder Bremen ile final oynamıştır.1995 yılında Japon takımı Grampus Eight takımında görev almış ve Japonya Süper Kupası'nı kazanmıştır.Kariyerinde ikinci dönüm noktası 1996 yılında Arsenal Fc. takımının teknik direktörlüğüne getirilmesi olmuştur. 2006 yılı itibariyle sürdürdüğü bu görevinde, 1998, 2002 ve 2004 yıllarında üç kez lig şampiyonu olmuş, 1998, 2002 ve 2003 yıllarında üç kez FA Cup'ı kazanmış ve 1998, 1999, 2002 ve 2004'te dört Charity Shield sahibi olmuştur.Avrupa kupalarında ise 2000 yılında UEFA Kupas'nda Galatasaray ile final oynamış ve penaltılarla kaybetmiştir. 2006 yılınd Şampiyonlar Ligi finalinde Barcelona'ya kaybetmiştir.Teknik Direktörlük Kariyeri
1983-1984 AS Cannes
1984-1987 AS Nancy
1987-1994 AS Monoca FC
1995-1996 Nogoya Grampus Eight
1996- Arsenal FC
Şu anda da İngiltere Premier Liginde 26 maçın ardından 5 puan farkla lider durumdalar. Önemli olan Wenger'in genç oyunculardan oluşturduğu, tecrübe sahibi olmayan ve kendi tarafından keşfedilmiş oyunculardan kurduğu bir takımın Premier Ligi gibi zorlu bir ligte önde olması bu bence kendisinin başarısının bir göstergesi diye düşünüyorum ve Futbol adamları içinde sevdiğim saydığım başlıca bi kaç kişiden birisidir kendisine çok saygı duyuyorum.


Devamını okuyun...>> Read more...

6 Kasım 2007 Salı

Milli Takım (!)

Milli takımımızın Yunanistan maçı üzerine geç de olsa bir yorum yazmak ihtiyacında hissettim kendimi. Nedendir bilinmez işte...

Aslında yorumdan ziyade bir Türk haber sitesindeki yorumu vermek isteedim daha çok:



" BU DA MI KÜÇÜK MAÇTI?"
70 milyon arkanızdaydı! Ali Sami Yen dolu, binlercesi dışarıda, milyonlarcası televizyonda kalbini size verdi! Hani siz küçük maçlarda puan kaybederdiniz? Bu kez en önemli maçta Türkiye'nin boynunu eğdiniz! Yuhalanmak size yakışmadı! Bu lekeyi çıkarmak Norveç maçına kaldı!"


Bu Türkiye'nin en büyük haber sitelerinden birinin yorumunun üstüne. Bana pek yorum yapmak yakışmaz artık diyorum. Bir de başka bir konuya değinmek istiyorum;

İstiklal Marşımızı okuttuğumuz Türkçe bilmeyen arkadaşın ne kadar katkısı oldu o maçta takıma? Gökçek Wederson mudur nedir onu da ne zaman alıyoruz milli takıma? :D


Devamını okuyun...>> Read more...

26 Haziran 2007 Salı

Thierry Daniel Henry

Dünyanın en popüler oyunu olan futbolda en dinamik ofansif oyuncu olarak bilinen şahıs.

1977 Ağustos 17'sinde Les Ulis Fransa'da dünyaya geldi. Bugüne kadar Arsenal'in ve Fransa milli takımının en golcü futbolcusuydu. Halen de öyle ancak artık Barcelona Futbol Kulübü'nde. Bugün itibariyle 24 milyon Euro karşılığında Barcelona'ya transfer olan Henry, 1999 yılında Juventus'dan transfer olduğu Arsenal takımında 364 maçta 226 gol kaydetti. 2 Premier Lig 3 Fa Cup şampiyonluğunu da Arsenal kulübüyle birlikte yaşayan Thierry Henry adeta Arsenal'le özdeşleşmiş bir futbolcuydu ama hayat nelere kadir. Geçen yıl Barcelona söylentileri çıktığında herkes "yok ayrılmaz ordan" demişti ve Arsenal'de kalınca da "dediğim gibi oldu" cümleleri kaçınılmazdı. Bu yıl öyle olmadı ve Henry artık İspanyolcasını da geliştirme imkanı bulacak. Henry transferden sonraki basın toplantısında şöyle konuştu;

"Burada olduğum içn gerçekten çok mutluyum. Uzun süren görüşmeler sonunda oldu ama sonunda buradayım. Bir an önce kendimi göstermek için sabırsızlanıyorum. Barcelona her zaman kazanamak isteyen bir kulüp. Başarılı olmak için elimden gelen herşeyi yapacağım. Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak herkesin en büyük rüyası ve eminimki bu rüyayı Barcelona bir kez de benimle beraber yaşayacak"


Futbol hayatına Monaco'da başlamadan önce Fransa Futbol Federasyonu'nun futbol akademisi olan ; Clairefontaine'ye gitti. Zamanın Monaco teknik Direktörü Arsene Wenger Henry'e Monaco formasını teslim eden adamdı. O günlerde Henry 17 yaşındaydı. 1997 Ekim'de ilk milli formasını Güney Afrika'ya karşı giydi. 1998 de ortalığı kasıp kavuran Fransa'da iyi maçlar çıkarttı ve 3 de gol kaydetti. 2000 Avrupa Şampiyonasında da 3 gol kaydeden Henry yine ülkesiyle şampiyonluğu yaşıyordu. 1999 Ocak'da 14 milyon Pound karşılığında Torino'ya transfer olan Henry'nin Torino kariyeri Hakan Şükür'ünkinden farksızdı. 6 ay sonra 1999 Ağustos'unda 10,5 milyon pound karşılığında Arsene Wenger yönetimindeki Arsenal'e transfer oldu ve tarihin başlangıcı da bu oldu. 7 sezonda Arsenal'in en golcü oyuncusu oldu. Arsenal efsanesi Ian Wright'in rekoru olan 185 golü tarih sayfalarına gömerken bir tarihi de kendisi yazıyordu. Arsenal'in en başarılı futbolcusuydu artık o. 2003 ve 2004'de Fifa yılın futbolcusu ödülünde finalist olurken ödüle ulaşamadı. İngilterede ise Arsenal'i tutup bacağından götüren Henry İngiltere'de iki kez yılın futbolcusu seçildi. Tarihler 23 Ağustos 2007'yi gösterdiğinde dünyadaki futbolseverler şaşkınlık içerisinde Henry'nin prensipte Barcelona ile anlaştığını duyuyordu. Bugün ise resmi olarak Katalan kulübüyle kaderini birleştirdi. Şu anda 29 yaşında ve önündeki kalan futbol geleceğini tüm futbolseverler merak ediyor. Bakalım şampiyonlar ligini ve futbolseverleri ne gibi maçlar bekliyor...




Bu arada Henry'nin o muhteşem kfasına özel resim standartlarımızı da bozmuş olduk hayırlı uğurlu olsun


Devamını okuyun...>> Read more...

25 Haziran 2007 Pazartesi

Dünya Kupası 2010


2010 Dünya Kupası Avrupa elemelerinin grup sistemi belirlendi.

Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, UEFA İcra Kurulu'nun Michel Platini başkanlığında Heerenveen'de yaptığı toplantıda Avrupa elemeleri grup sistemini belirlediği bildirildi.

Elemelerde 53 ülke mücadele verecek ve gruplar 6, 8 ve 5 er takımlı gruplarda oynanacak.

Lider bitiren takımlar direkt katılacak. En iyi sekiz ikinci takım ise eşleşmeler sonucu playy-off maçlarında karşı karşıya gelecek. Bu elemelerden galip çıkan dört takım ise Güney Afrika'da düzenlenecek kupaya katılma hakkı elde edecek.


Devamını okuyun...>> Read more...

EN TEPEYE ;)<<