Dünyanın Sonuna Doğmuşum Klip
İşte şimdiye kadar izlediğim en anlamlı klip desem yeridir. Sizden de bunu beklerdim..
İyi ki varsın maNga.
Devamını okuyun...>> Read more...
İşte şimdiye kadar izlediğim en anlamlı klip desem yeridir. Sizden de bunu beklerdim..
İyi ki varsın maNga.
Efendim kimdir bu Sıla? Neden son dönemde şarkılarına takılır bu kafam. Aslında hoşuma giden eleştirel tavırları mıdır. Aykırı halleri midir sezemedim tam ancak beğeniyorum yeni albümüyle birlikte. Hoş klibinde kendisine yazık da etmiş olsalar sözleri ve ritimleriyle şöyle bir içimi okşayabilen son dönem şarkıcılarından.
Kendisinin müzikle ilgilenimi lise yıllarına dayanıyormuş. Bu yıllarda şan ve ses eğitim almasının yanında aynı zamanda çeşitli topluluklarda da solistlik yapmış. Yüksek öğrenimini caz vokal bölümünde yapmış. 2000 yılında da sektöre girişinde büyük etkisi olan Kenan Doğulu ile tanışıp çalışmaya başlamış. O günden sonra uzun süre Kenan Doğulu'nun vokalistliğini yapmış hanım kızımız. Tabi bu arada da boş durmayarak çeşitli mekanlarda çıkmış. Ufak tefek oluşturmuş kitlesini. Ferhat Göçer, Kenan Doğulu, Emel Müftüoğlu gibi değerli sanatçılarımıza da söz ve müzik de yazmış bestelemiş bu kızımız.
Daha sonraları geniş kitleler Sezen Aksu ile ortak çalışmaları olan 'Sıla' dizisinin şarkısı sayesinde tanışacaktır Sıla ile. Tabi bütün bunların ardından da 2007 yılında patlayan agresif çıkış şarkısıyla bilinen ve ismiyle bir albümünü hepimiz biliriz sanırım. Şimdi de yeni albüm çıkarmış ve güzel şarkılar çığırmış yine bu güzel kızımız. İyi de yapmış. Sıla, Sıla, Sıla.. tabi ki biliyorduk, biliyordum bugüne kadar fakat!;
Kendisini son dönem asıl sevmeme vesile olan bir programdaki bir dakika onbeş saniye kadar söylediği sözleri de kendisine ait olan "ya Sıla şunu albümde söyleseydin ya" dedikten sonra "böyle de güzel be" gibi kendimi cevapladığım 'Vur Kadehi Ustam' adlı parçaydı. Linkini de vereyim; burdan
Ne de güzel ne de içten söylemiş değil mi..
Bu sanatkarımızı da ileride daha kaliteli, daha güzel, ve böyle oldukça daha beğenilen hallerde görmek dileğiyle artık. Bu albümünde de asıl hit olacağını tahmin ettiğim ve sözlerini de sevdiğim parçalardan birisinin de sözlerini yazarak bitiriyim artık diyorum:
Sıla 2009 Bitse de Gitsek
İş bu sözleşmenin tam imzalandığı tarihte
Veler veyalar yoktu
Tühler amalar yoktu
Alan memnundu satan memnundu
Niyeyse bi anda dağıldı mevcut
Kalp yer görmeden mutlu mesut
Cehennem oldu burası beter
Dayanamıycam artık nolur yeter
Bitsede gitsek x10
İş bu yüzleşmenin tam bezdirdiği tarihte
Veler veyalar çoktu
Tühler amalar çoktu
Laflar havada uçuşuyordu
Niyeyse bi anda dağıldı mevcut
Kalp yer görmeden mutlu mesut
Cehennem oldu burası beter
Dayanamıycam artık nolur yeter
Bitsede gitsek x10
Parodi olduk izleniyoruz
24 saat dikizleniyoruz
Buruşturdunuz kibirinizle
Sabahtan akşama ütüleniyoruz x 2
Kenan Doğulu:
Sılacım ayıbı keşfedeni 9 köyden kovmak gerek
8 kere dövmek gerek
Yedi bitirdi beni bu zevzek
Altı üstü küçük bi zevk
5 kuruşluk keyfimizi rezil etti bu yürek
4 duvarındada aynası olsun
Sevdiği eşyayla 2 sene dursun
1 kere geliyoruz şu dünyaya
En kralından keyfimiz olsun
Hadi hooopppp zengin kalkışı
Bitsede gitsek x 20
Manga, Şehr-i Hüzn albümü haberini daha önce vermiştim. Şimdi ise çıkış şarkısı "Dünyanın Sonunda Doğmuşum" adlı parçasının sözlerini veriyorum. Manga bu sefer de kendisi olmuş ve karşı cinsten iki ele alınması gereken karakter tipini ele almış. Eleştri bile yapmıyorum çünkü yapacak ne bir şey bulabildim ne de bir kelime. Kendilerini tebrik ediyorum. "Allah allah gizli numara kim acaba, alo" :)
Cümle cümle okunması gereken sözler; - özellikle de böyle bir dönemde hitap ettiği kitle açısından böyle (?) bir grubun sözleri bunlar unutmayalım-
Albümü de tamamen görmeden konuşmamak gerekli ancak maNga Türk müzik tarihine geçen şarkılar yapmaya devam ediyor ve edecek de anlaşılan;
Dünyanın Sonunda Doğmuşum;
Naber bak, bende dert yok tasa yok
Mutluyum artık bir beynim yok
Dikmişim ekrana gözlerimi
Başka da bir ihtiyacım yok
Kişisel neyim kaldı ki bir iletim olsun
Tıklana tıklana her şeyim ortada
Atın ölümü arpadan olsun
Her yiğit gibi benimki de meydanda
Tıklama konusu ayrı bir dava
Mahkemelerde görülüyor hala
Namusu bacak arasında ararım
Dişi sinek bile görsem laf atarım
Çakma makma, üçe beşe bakmam
Önüm, arkam, sağım solum markam
Bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
Ben tüketmeden var olamam-
Ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı ?
Ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı ?
Dünyanın sonuna doğmuşum
Ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
Bundan büyük bir yalan yok
Yok , bundan büyük yalan yok
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın
Dedikodu yapar, keyfime bakarım
Ağzımda sakız, elimde çanta
Fink atarım kaldırımlarda
Bağlanmaya sonuna kadar karşıyım
Ama dizilerimden beni ayırmayın
Değişir dünyam bir tuşla uzaktan
Elimdeki kumandam hayatıma kumandan
Yeni bir kart verdi bugun bankam
Puanlarım artık en büyük kankam
Olmasa da cebimde beş kuruş para
Cebimdeki telefon on numara
”Bak kızım, yedi kocalı hürmüz gibi dolan
Ama ailemizin kızı gibi davran,
Seni alacak biri de bulunur elbet
En kolay parayı hep sen kazan”
Ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı ?
Ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı ?
Dünyanın sonuna doğmuşum
Ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
Bundan büyük bir yalan yok
Yok , bundan büyük yalan yok
Sıkıldım çok, her dakika düşünmekten üzülmekten
Artık yok, kalmadı gücüm düşmekten yenilmekten
Pişmanım erken vazgeçmekten kendimden
Bu alem geçmiş kendinden
Ne gelir elden ?
Dinlemek isteyenlere de online dinleyebilecekleri bir adres verelim;
http://www.myspace.com/mangaweb

Efendim yer Taksim meydanı vakit yılbaşı gecesi. Ne olmuş? Turist hanımefendiler tacize uğramış. Tamam güzel de sayın turist hanımefendiler madem ki tacize uğruyorsunuz nedendir bu şikayetsizlik, bu rahatlık.
Şimdi olaya üç değişik noktadan bakmak istedim çünkü dün haberde gördüğümde bu olay içime dert oldu. Birincisi yukarıda da bahsettiğim turist hanımların tacizden kaynaklı bir şikayetlerinin olmaması. İyi hoş ve bu durumda diyorum ki madem ki bu bayanlar şikayetçi olmadı neden bizim yeni yetme gençlerimizden 57 ytl ceza alındı. Şimdi 'ayy ne iğrenç demeyin' bu bayanlar böyle bir konuda şikayetçi olmuyorsa benim mantığım gereğince ceza geretirecek bir durum yoktur. Hatırlıyorum da matematik öğretmeni bir akrabam lisede bir gün bir olayla karşılaşır ve ilk etapta şaşkınlık içerisinde bakakalır. Sonra bir erkek öğrencinin kız öğrenciyi tabri caizse 'şap' diye öpmesinin kızı rahatsız edip etmediğini sormak üzere kızın yanına gider. Giderken de erkek öğrenciyi kulağından tutup oraya kadar sürükler. Kızdan aldığı cevap ise;
'O yapıyor hocam rahatsız değilim'
olunca bu olay karşısındaki şaşkınlığını bir aile içi yemekte bize de aktaracak kadar büyüten sahneyle karşı karşıya kalmış olur. Her neyse; konu fazla dağılmadan bu mantıkla nasıl akrabam olan öğretmen erkek öğrenciyi disipline veremediyse alınan 57 ytl de olmamalıydı diyorum.
İkinci bakış açısına gelince: 
Mağdurlardan bir turist hanım diyesiymiş ki; İran asıllı beyefendi bizi orada kurtarmaya çalışıyordu. Ne güzel efendim. İyi yapmış gayet terbiyeli bir iş yapmış eğer böyle yaptıysa. Tabi bizm polisimizin o şahsı da böyle bir durumda cezaya tabi tutması ayrı bir bakış açısı olabilecek de olsa ben başka bir noktadan yaklaşıp bu adamın ertesi gün bir haber kanalında kamera karşısına geçmesinden ötürü ağzına ne gelirse bu beye sayan hanımefendiye bir kaç kelime söyleyeceğim. Ey hanımefendi kamerayı gördüm diye belki de suçsuz adamcağıza bir de koca kanalın haber bülteninde onca insanın önünde ettiğin gurur kırıcı lafların asab defterlerinde kaplayacağı alanı hiç düşündün mü? Hiç sanmıyorum...
Üçüncü bakış açısı ise tabi ki gençlerimizin yaptığı yanlışlıktır. Evet, yine onca önleme rağmen hoş olmayan davranışler sergilenegelmiştir. Olasıdır ve olmuştur da. Oh rahatladım...
Görüldüğü üzere toplumda şu anda yaşanan ve yaklaşık on yıldır iyice laçkalaşan süreçte, toplumun "adaletsizlik" yöneticileri gözler önüne bir çeşit perde çekiyor ve insanları dünyaya inmiş uzaylılar görüntüsünde anlamsız bakışların içine boğuyorlar. Elbette ki eğlence olmalıdır ve olacaktır; ama toplumumuz ince bir çizginin saydam sınırlarında aldatılmaktadır. Bu sınırların diğer tarafı ne bilinci ayakta koymaktadır ne de şuurun canlı kalmasına izin vermektedir. Bu kültür, karakterleri insanlara ve bireylere faydalı olmaktan uzaklaştırıp birer kabullenici bireyler haline getirir. Buradaki kabullenici bireyler derken anlatılmak istenen ne biraz açalım;
'Söylenen' in doğruluğunu mantıkla değil 'söyleyen' le ölçeklendiren, 'doğruların' doğruluğunu bilgiyle değil 'enjekte' (daha şirin bir tasviri bence yoktur) ile kabullenen kişi.
"Magazin olayı" konusuna ben sadece olay demekle yetineceğim ve buradan yola çıkarak ne kadar aciz olduğumuza varacağım. Bu "olay" sadece bir olaydır ve hiç bir zaman kitleleri peşinden koşturmaması gereken -yok efendim o onunla geziyormuş o onunla tozuyormuş vs...- gibi 'olay' ların halka bir kültür olarak benimsetilmesi yani kişilerin özel hayatlarının ve bu özel hayatları içinde yaşadıkları olayların; eyleme dönüştürdükleri kararlarının 'bizim' hayatımıza zorla katılmasıdır. Bizim de bunu aciz bir şekilde kabul etmemizdir.
Kısacası 'Magazin Olayı' sanal bir dünyanın oluşturulup içerisindeki kişilerin hayatlarından kopartılıp alınıp, ardından toplumun 'bilmesi gerekenler' için engel formatına çevrilip, ısıtılıp ısıtılıp sunulan bir yemektir. Berbat bir yemek olmasına rağmen bal yese baldan usanan toplumumuz bu kültürden bir türlü usanamamış ve bir türlü kurtulamamıştır. Tabi bunda dayatmanın ne derece etkisi vardır okuyanlara kalmış.