19 Ocak 2008 Cumartesi

Peta

Peta (People for the Ethical Treatment of Animals) dünya cabinda bir hayvan koruma dernegi.

Bu kurulus provokatör pankartlar ile insanlari vejeteryan olmaya;






farkli damak tatlari icin hayvanlarin organlarini "yemek pompalama" islemi ile manipule etmemeye;




gerek evcil gerek sokak hayvanlarinin bir kismini sterilize etmeye;




kürk giymemeye;




ve hayvanlara insanligimizla yaklasmaya



ünlülerin de destegi ile davet ediyor...


Siz de bir katki da bulunmak ister seniz www.peta.com ' dan farkli konularda görüslerinizi belirtebilir, hayvansal deneyimleri destekleyen markalari ögrenebilir ya da para destegi yapabilirsiniz. Site hayvanlar ile ilgili güncel konulari genis capli ele aliyor ve cok ilgi cekici videolar ile dünya capinda hayvanlara yapilan muameleyi gözler önüne seriyor.


kaynakca: www.peta.com


Devamını okuyun...>> Read more...

14 Ocak 2008 Pazartesi

BOCCACCIO'70

Boccaccio'70 ismini ünlü İtalyan ortaçağ yazarı Boccaccio'dan almaktadır. Dörtlü 60'ların İtalya'sında geçer ve ismini Boccaccio dan alması ise içinde bulunan dört hikayenin Boccaccio'nun muhtemel yazabileceği hikayeler olması ve onun üslubuyla yazılmış olmasıdır. Hikayeleri birbirine bağlayan en önemli nokta kadın erkek ilişkilerindeki cinsellik. O dönemlerde İtalya'da moda olan bir kaç hikayeyi bir kaç yönetmenin birlikte çekmesi durumunun en güzel örneklerinden olan Boccaccio'70 in içindeki dört hikayenin diğer bir ortak noktası ise kadının gittikçe abaran teşhirine yeri gelip abartılı yeri gelip manalı cümlelerle eleştirel yaklaşması;


"Le tentazioni del dottor Antonio" (Doktor Antonio'nun Günahları)

Ustat Federico Fellini'nin imzasını taşıyan hikayenin bu kısmında Kadının doğurganlığından vazgeçilmesine ince bir eleştiri yöneltilirken hikaye ise Romanın varoşlarında reklam panosu olarak Antonio'nun evinin karşısına koyulan panodan Antonio'nun duyduğu abartılı rahatsızlık ve bunu bir çok resmi kuruma dile getirmesi şeklinde ilerlerken bir anda panonun canlanmasıyla olay fantastik bir hal alıyor. Başrolünde Fellini'nin kızlarından Anita Ekberg oynuyor.



"Il lavoro" (İş)

Hikayenin bu kısmının yönetmenliğini ise Luchino Visconti üstlenmiş. Bu kısımda anlatılan konu ise eşi aristokrat kendisi ise işsiz ve canı sıkılan bir bayanın kendisine iş aramaya başlamasıyla yol almaya başlıyor. Zamanla bu iş arayışlarının sonuçsuzluklarının da etkisiyle iş arayan bayanın vardığı noktayı ise merak edilmeye değer buluyorum. Romy Schneider ve Tomas Milian'ın başrollerini paylaştığı bu bölümde ise daha az eleştiri fakat daha fazla erotizm bizi bekliyor.

"La riffa" (Çekiliş)

Ünlü Kaldırım Çocukları ve daha da ünlü Bisiklet Hırsızları filmlerinin yönetmeni, İtalyan Neorealizmo (Yeni gerçekçilik) akımının da öncülerinden Vittorio De Sica'nın yönettiği Hikayenin bu bölümü Sophia Loren ve Vittorio De Sica'nın ortaya çıkarttığı gerek erotizme gerek aşka gerekse mutluluğa ağır eleştirilerde bulunan ve yeri gelip Loren'in italyan tarzıyla karışık abartılı oyunculuğunu gördüğümüz büyük bir başyapıt olarak karşımıza çıkıyor. Hikayede kendi halinde mazlum bir delikanlının garip bir çekilişle çok güzel bir bayanla arkadaşlık etme hakkı kazanması ve ardından süregelenler anlatılıyor.

"Renzo e Luciana" (Renzo ve Luciana)

Sinemaseverler bu son hikayeye bayılacaklar. Kolleksiyonu özel kılan bu hikayenin Büyük bir usta ve İtalyan komedisinin uçlarından Mario Monicelli'nin çektiği fakat gerek uzun olması gerekse çeşitli nedenlerle İtalya'da gösteriminin hemen ardından toplatılan bu bölüm tam 208
dakika. İtalya hariç Türkiye'de dahil hiç bir yerde gösterime girmeyen bu bölümü sinemaseverler şayet İtalya'da izlemedilerse bu koleksiyon sayesinde ilk kez izleme fırsatı bulacaklar. Bu hikayeyi özel kılan unsurlardan biri ise Italo Calvino'nun bu bölümün senaryosunu üstlenmiş olması olsa gerek.

Sonuç olarak Boccaccio'70 sinemaseverlerin; özellikle de İtalyan sineması ve İtalyan Yeni gerçekçilik akımıyla ilgilenenlerin kesinlikle elinde bulundurması gereken bir film olarak karşımıza çıkıyor. Dönemin parlayan yıldızlarının ve şaşalı yaşamlarının artık ne yazık ki kolay kolay çıkmadığı ya da çıkarılamadığı bu dönemde sinemaseverlerin geçmişteki o efsanevi oyunculardan Sophia Loren ve Anita Ekberg'i izlemenin şevkine, efsanevi yönetmenlerden Vittorio De Sica ve Federico Fellini'nin sanatına şahit olmanın hazzına ulaşabilmek için bu kolleksiyonu izlemelerini tekrar tekrar tavsiye ederek bitiriyorum.


Devamını okuyun...>> Read more...

13 Ocak 2008 Pazar

Dünyanin en ucuz arabasi...


Hindistan araba üreticisi Tata Motors dünyanin en ucuz arabasini piyasaya sürmek üzere...

"Nano" ymus arabanin ismi ve degeri ise; 1700€.




Bir kac özellik de veriyim tam olsun:


33ps mis, 100 km 'de 5 litre benzin yakiyormus, Eu4 normlarina uygunmus, 3,10 m uzunlugunda, 1,50 m genisligindeymis.

Hayirli ugurlu olsun.


Devamını okuyun...>> Read more...

Araba sürücülerinin dikkatine! Marketinizden israrla isteyiniz....

Simdi gayet ilginc ve araba kullanicilari icin bir o kadar da düsündürücü bir konuyu ele almak istiyorum.

Bir kac aydir bende araba kullaniyorum. Otomobillerin insan hayatina kattigi artilar hakkinda tartisma yapmaya bile gerek yok.
Otomobillerin Co2 emisyonu dolayisiyla cevreye verdigi zarari göz önünde bulundurabiliriz ancak Greenpeace üyesi olmayan hic kimse cevreye zarar vermemek icin gidecegi yere arabasi dura dura bisikletle gitmez. Sanmiyorum.
Evet duyarsizlik almis basini gidiyor. Bende onlardan biriyim belki.

Bugün deginmek istedigim konu daha baska. Araba süren herkes bilir otomobiller yüzünden sirta binen masraflari. Yok benzinmis yok tamir masraflariymis yok yag degistirmekmis düzenli olmak üzere...
Amaan ne ki bunlar demek geliyor icimden, daha az dertli daha az masrafli bir yolu yok mu bu araba keyfinin? Benim minik arabamin, az benzin yakmasina ragmen, tamir masraflari baya bi belimi büktü acikcasi. Ve hazir olun. Belki de duymussunuzdur... Bunca masraf arasindan secip yazdigim bu üc masrafin ikisine bir care var (artik). "Artik"'i parantez icerisine aliyorum cünkü bu olay aslinda yaklasik 20-30 yildir varmis. Bir cesit Longlife otomobil yagi var hayatta. Aslinda bir dolduran 20 seneye yakin yag degistirmeden araba kullanabilirmis.
Bir örnek veriyim, Almanya da bir tüccar bir hafta icinde bir kac kez Berlinden Italya ya arabasiyla gitmek durumunda ve bunu arabasindaki "Yagi degistirin" göstergesinde ki yanan sinyale ragmen yapiyor cünkü Longlife yagini kullaniyor.

Ya ben ne diyim bu duruma. Bir yag degistirmek eski bir araba da bile yaklasik 60€ tutuyor. Bu bir is adami icin az bir miktar olsa da bir ögrenci icin cok da az sayilmaz. Üstelik bu yagi kullananlarin otomobillerinde ki motorun ömrü uzuyor ve daha az ariza yapiyor. Iste iki masraf kapisina bir cözüm... Bir tas ile iki kus...

Isin tuhaf yani ise bu yagin mesela Almanya da gizli tutulmasi ve dolayisiyla az kisi tarafindan bilinmesi.
Sebebi ise su;

Yag degistirme islemi bir cok tamircinin ekmek kapisi, yag degistirmek icin tamirciye gelenlere mutlaka baska bir sey satilir ve mutlaka bir masraf daha cikar. Bu yag kullanildiginda bir cok kisinin tamirhaneye gitme orani düser cünkü yagi degistirmeye zaten gerek kalmaz ve araba da az ariza yapar bu yagin sayesinde ve dolayisiyla da tamirhaneler zarar görür.

Bir baska tuhaflik da en ünlü Araba üreticilerin kullanim kilavuzlarina "Yaginizi düzenli olarak degistirmezseniz otomobil ariza yapar" yazmasi. Bu yazi bir cok masum vatandasi tamirhaneye sürükler.

Simdi ne gibi bir iliski var tarmici ve üretici firma arasinda? Bunun aciklamasi da aslinda cok basit. Yukari da yazdigim gibi yag degistirmeye gidince mutlaka bir ariza bulunur ve bir yedek parca satilir sürücüye. Bu yedek parca ise üreticinin kendi malidir, kendi markasidir. Böylelikle bu isten hem tamirciler, hem de üretici firmalar yararlanir.

Sadece sürücüler zarar görenlerdir:) Iste bir örnek daha vatandaslarin kapitalistler tarafindan gördügü zarar ile ilgili.. Evet kücük bir zarar belki.. Ama zarar zarardir, ve önlemek elimizde bu konuda.

Simdi desem ki "herkes bu yagi tanisin alsin ve kâr etsin", bu sefer de kapitalistlerin enteresesini düsünmeden hareket etmis olurum. Ama ne de olsa kapitalist bunlar ya. Bir sekilde gemilerini yürütürler. Baska yol bulun kardesim, biz gereksiz yere masraf etmek istemiyoruz Allah Allah...


Devamını okuyun...>> Read more...

11 Ocak 2008 Cuma

Praetorians

Piyasada bu aralar düşük sistem isteyen kaliteli oyunları bulmak mümkün olmaya başladı. Bunlardan birisi de Praetorians adlı ve adından da anlaşılacağı gibi Roma'lılarla alakalı bir tarihi strateji oyunu. Bu oyunda emekli bir generalsiniz fakat tamamlayamadığınız görevleriniz için orduya geri çağrılıyorsunuz. Haliyle oyun savaşlar üzerine geçiyor. Oyunda Mısırlılar Barbarlar ve Roma ırkı bulunuyor. Oyunun en can sıkıcı ama oyuna en heyecan katan noktalarından birisi de öyle Generals'deki gibi ben generalim emrimi veririm asker ölür gerisine karışmam yok. Generalsen savaştasın ve ölürsen bittin. Oyun da bitiyor haliyle. Bu yüzden çok sık kayıt etmek zorunda kalıyorsunuz oyununuzu.

Oyunda eski strateji oyunlarına nazaran çok daha mantıklı olan; Mancınıkların askerler tarafından itilmesi, okçuların binalara ateşli oklar atması gibi oyuna mantık katan bir çok artı var.

300 filmini izleyenlerinizin hatırlayacağı bir sahne vardır o filmde. Kalkanlarını ortak kullanarak savunma yapan askerlerin bir anlık hareketlerle bu savunmayı etkili saldırıya dönüştürebilmesi. Bu oyunda askerlerinize ortak savunma emri verebiliyorsunuz ve askerleriniz kalkanlarını ortak olarak kullanarak saldırılarda çok daha az hasar görüyorlar. İşin en güzel ve 300'ü andıran tarafı ise bu pozisyonda iken seçili piyadelerinize karşı tarafın askerlerine çift tıklayarak saldırı emri verdiğinizde hızlı bir saldırıyla etkili darbeler vurabiliyor olmanız. Tabi ki bu ve bunun gibi detaylar oyuna çok daha anlık stratejiler kurulabilinirlik katıyor.

Oyun tek cdlik ve sadece 450 mb. Ayrıca cd siz oynanabilmesi de ayrı bir artısı. Multiplayer aleminde ise şimdiden sağlam bir yer almış bu oyun için yeterli oranda iyi anektotlardan sonra şunu söyleyebilirim ki yapay zeka çok zayıf.


Oyunun görselliğine gelince; tabiki de 450 mb lık bir oyundan çok fazla şeyler beklemeyin. Ama eskinin 450 mb lık oyunlarına nazaran artıda olduğu da kesin. Oyunu kesinlikle oynamanızı tavsiye ettikten sonra size en büyük öğüdüm; Generalinize yani kendinize dikkat edin. :)


Devamını okuyun...>> Read more...

EN TEPEYE ;)<<