25 Mart 2009 Çarşamba

Tata Nano


Daha önce kısa bir bilgilendirme yazısı yazdığım Tata Nano hakkında daha detaylı bilgilerle geri döndüm.

Araç fiyatı 2500 dolar olarak belirlenmiş. Avrupa'da Türkiye ile birlikte 2009'un ilerleyen aylarında satışa sunulacağı söyleniyor. Tabi bu 2500 dolarlık araca 4000 liraya Türkiye'de sahip olmak mümkün değildir ancak 12-14 milyara da varmaz kesinlikle. 7-8 milyara sıfır bir Tata Nano'ya sahip olabileceğimiz umudundayım.


Gelelim aracın özelliklerine;

Araç 2 silindirli 624 cc lik bir motora sahip. Maksimum Torkque ise; 48 NM @ 3000 +/-500 rpm. Hız olarak da tahmin edeceğiniz gibi çok bir şey beklememeliyiz.Maksimum hızı 105 km/saat. Aracın beygir gücü 33 beygir. 4 ileri 1 geri vitesi bulunan aracın boyutları ise;
Uzunluk:3099 mm
Genişlik:1495 mm
Yükseklik:1652 mm


Benzin tankı kapasitesi ise 15 litre olan araç şirinliğini burda da koruyor. Ağırlığı ise 600 kg. Yani şöyle biraz vücut çalışmasının ardından yolda kalınma durumunda tek ayakla itip tek ayakla çalıştırılacak kadar bir şey neredeyse. Yalnız böyle dediğime bakmayın Tata Motors mühendisleri bu ufacık tefecik şey üzerinde 4 yıllarını harcamışlar. En önem verdikleri şey de kafa ve bacakların çok rahat sığabileceği şekilde 4 kişilik bir araç hazırlamak olmuş, iyi de olmuş. Nano piyasaya sürüldüğünde hem standart hem de lüks modelleriyle sunulacak ve böylece otomobil şahsi tercihlere göre kişile özel kullanılabilecek. Sade tasarım stratejisi sayesinde ağırlık en aza indirilmiş ve bu sayede tüketilen enerji birimi için performans en iyi seviyeye ulaştırılmış ve yüksek benzin tasarrufu sağlanmış. Performans, özel tasarlanmış bir elektronik motor yönetim sistemiyle kontrol edilmekte.

Aracı Türkiye'ye getiren İsotlar Grup'a da ayrıca teşekkürlerimizi iletelim.


"Halkın Otomobili" tümcesi ile zihinlerde yer etmeyi planlayan aracın güvenlik performansı ise mevcut gereksinimlerin üstünde. Tamamıyla metal gövdesiyle sağlam bir yolcu bölmesine sahip oluşunun yanı sıra burkulma bölgeleri, zorlanmaya dayanıklı kapılar, emniyet kemerleri, dayanıklı koltuk ve dayanaklar gibi güvenlik özellikleri ile göz doldurmaktadır. Tekerleklerin iç lastiksiz olması ise güvenliği daha da arttırmaktadır.

Aynı zamanda da egzoz emisyon performansı da mevcut gereksinimlerin üstünde olmakla birlikte yeterince çevre dostu da bir şeydir bu ufaklık. Yüksek yakıt tasarrufu da otomobilin düşük karbon dioksit emisyonu olduğunun bir göstergesidir. Böylece hem ekonomik hem de çevre dostudur.

Euro 4 normlarına da uygun olan bu ufacık tefecik içi dolu şey 2008 de Hindistan'da seri üretilmeye başlanmış.

Hakkında çok fazla bilgi bulmanın (özellikle de Türkçe) pek mümkün olmadığı bu ufaklık ile ilgili edindiğim bilgiler için;

Tata Nano Türkiye ve Tata Motors'a teşekkürü borç bilerek yazımı bitiriyorum.



Devamını okuyun...>> Read more...

Trabzon Spor, Kültür ve Turizm Tesisleri



"Trabzon'a çağ atlatır" diyenleri mi ararsınız; "Akyazı beldesinin kenarı, halkın denize girdiği son yerdi, burası da kapanıyor." diyenlerimi. Eleştirilerin içerisinde "iki günde harabeye çeviririz" şeklinde eleştiriler de yok değil tabi. Tüm bunları bir kenara bırakalım da doldurma konusunun deprem'den bu kadar etkilenmiş bir millet olarak karadeniz gibi yüksek tehlikede deprem bölgesi olan bir bölgede ne kadar sağlıklı olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Şimdi başta biz baltamızı vuralım da gel gelelim projemize, güzelliklerine, içeriğine ve Trobzon'a katacaklarına;

Trabzon kentinin gelişimine büyük katkı sağlaması planlanan projenin 20011 Avrupa Gençlik Olimpiyatı'na yetiştirilmesi hedefleniyordu bu proje ilk ortaya atıldığında. Fakat şu an için bu biraz mümkün görünmemekle birlikte olsa da seviniriz tabi ki diyoruz. Proje; "Akyazı Projesi" Trabzonspr Yönetimi daha doğrusu yönetimleri arası sorunlara dahi yol açmış: hatta Nuri Albayrak projeyi yapacağını söyledikten sonra bugünkü yönetimi iş başına getiren Faruk Özak yapılamayacağını söylemişti. Oysa ki şimdi bir çok resmi haber sitesinde dahi yer alan ve onay alındığı haberleri artık yapılmış olan bu proje nasıl yapılamayacaktı ayrı bir muamma.

Proje 660 bin metrekarelik bir alanda oluşturulacak Trabzon Spor, Kültür ve Turizm Tesisleri için Trabzonspor'un resmi internet sitesinde de yayınlanan bilgiye göre;

"Trabzon Milli Emlak Müdürlüğü'nden bir yıllık ön izin için kulübümüzce kiralanmış olan, ilimiz Akyazı Beldesi kıyısında deniz dolgusu yoluyla elde edilecek 660 bin metrekarelik alanda oluşturulacak Trabzon Spor, Kültür ve Turizm Tesislerini gerçekleştirmek üzere hazırlanmış olan, Jeofizik, Hidrografik ve Oşinografik İnceleme Raporu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı tarafından onaylanmıştır. Onaylanan bu rapor, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 7. maddesine göre Kıyı Kenar Çizgisi işli hale hazır haritalara aktarılmış olup Akyazı Belediye Başkanlığı onayına sunuldu" ifadelerine yer verildi.

Hal böyle iken www.ligtv.com.tr'de verilen bir diğer haberde ise;

Trabzonspr Kulüp başkanı Sadri Şener'in içerisinde Racep Tayyip Erdoğan'ın da bulunduğu Ankaraya yaptıkları yoğun ziyaret trafiğinin ardından Başbakan Erdoğan'ın kendilerine; "Yeni stat için ben kendim çalışıyorum. Bunun için yabancı bir yatırımcı buldum. Onunla görüşmeye devam ediyorum. Siz de bulabilirsiniz" dediğini yazıyor.

Sitedeki haberin devamında ise;

Akyazı'daki araziyi kamulaştırıp dolguyu yapmayı da düşündüklerini dile getiren Şener, şöyle devam etti: "Bölgenin kamulaşması konusu bakanlar kurulunda görüşülecek. Mevcut tesislerimize yatırım yapamıyoruz. Sonuç olarak stat işi 2011'e kadar bitecek. Başbakanımıza 'acaba Avni Aker'i rehabilite edebilir miyiz' diye sordum. Şehrin içi olduğu için çevresindeki binaları kamulaştırıp yıkmamız gerekiyor. Bu da kolay değil. UEFA standartlarına gelmemiz lazım. Uzun süredir Avrupa kupalarına katılmadığımız için bu konuda baskı gelmiyor. Ama stadımız bir Şampiyonlar Ligi maçına uygun değil. Bu konuda Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş bir hayli yol aldı. Stat çalışmaları konusunda eski başkan ve yönetim kuruluna teşekkür ederiz. Ortada bir gerçek var. Kulübün parasıyla bu iş olmaz. Devlet desteği gerekiyor."

Şeklinde konuşmaların aralarında geçtiği yazılıyor. Trabzon'u bilmememe rağmen elimden geldiğince yerini de bir resimle izah etmeye çalışıyım artık;


Hadi artık Trabzon için hayırlısı olsun diyoruz. Tüm yerli yersiz, gerekli gereksiz, doğru yanlış, aleyhinde leyhinde eleştirileri bir kenara bırakarak küçük bir de projeyi açıklayıcı tahmini resim ile bitirelim diyoruz:


1- Golf sahası
2- Golf tesisleri
3- Trabzon tesisleri
4- Sporcu villaları
5- Antrenman sahaları
6- Sporcu konaklama tesisi
7- Gençlik ve Spor Bölge Müdürlüğü
8- Spor salonu
9- Kapalı ve açık yüzme havuzu
10- Spor akademisi
11- Tenis kortları
12- Olimpik stadyum
13- Alışveriş merkezi ve residance
14- Rekreasyon alanları
15- Kültür ve kongre merkezi
16- Eğlence merkezi
17- Hastane
18- Otel
19- Otel
20- Otogar
21- Cruise ve yat limanı
22- Liman tesisleri
23- Serbest bölge
24- Akaryakıt istasyonu


Devamını okuyun...>> Read more...

24 Mart 2009 Salı

Manga - Şehr-i Hüzn


Manga geliyo da Manga!!

Uzun süredir bloga yazmamama rağmen diyorum ki buna yazılır;

Bir Kadın Çizeceksin albümü ile tüm rock sever dönemim gençliğinin kalbine yer edinmiş ve Türkiye rock piyasasında dönemi itibari ile sansasyon olmuş Türkçe Nu-Metal diye tarzlarını adlandırabileceğimiz grubun ikinci albümü piyasaya çıkıyor.

Bu güzel haberi blogumda ilk veren sitelerden olmaktan gurur duymakla birlikte grubun yeni albümünün 60 dakikalık ve 16 şarkıdan oluşan bir albüm olduğunu söyledikten sonra tarihi de verelim artık; 14 Nisan 2009

Şimdiden sabırsızlıkla bekleyen fanlarına bir müjde daha var Manga'dan; Albüm kayıtları esnasında hayranlarından bir çok ses kaydı toplayan grup bu kayıtlardan da bir şarkı yapmış.

Şimdi asıl habere geldi; Albümün çıkış parçası Dünyanın Sonunda Doğmuşum ise bugün itibariyle radyolarda. Açın hadi hemen radyoları :)




Devamını okuyun...>> Read more...

13 Aralık 2008 Cumartesi

Pistlerin Efendisi: Dodge Viper SRT10 ACR












O bir yarış arabası, hayır hayır o bir sokak efsanesi, hayır hayır o bir safkan yarış atı....

Arkasından nice söylenilesi şey varken bir kaç kelime de biz edelim;

Bir araba düşünün henüz gördüğünüz anda safkan bir yarış atının burnundan çıkan solukların buharını hissediyorsunuz. Bir araç düşünün içinde siz varken geçtiğiniz sokaklarda muhtemelen bayılan insanlarla karşılaşıyorsunuz. Ve bir araç düşünün ki; içinde olduğunuz andan itibaret kendinizi bir efsane gibi hissedesiniz. İşte bu araç Dodge Viper. Şimdi gelin Viper ın SRT ACR modeliyle daha yakından tanışalım.


Bundan sonra Viper diycez kendisine. Neden derseniz Dodge firması bile artık bu aracın kendisinden çıkıp bir efsane olduğunun farkında ki amblemini bile farklı yapmış. Hal böyle iken ismiyle hitap edelim kendisine değil mi?

Viper serisinin en güçlü modeli olarak dikkati çeken SRT-10 sipariş üzerine ithal ediliyor. Aracın motoru 505 HPlik güç ve 712 NMlik devasa torkuyla öne çıkıyor.Viper SRT maksimum 314 km hıza ulaşabiliyor.


Bu teknik özelliklerden sonra maliyetini söyleyelim orjinal sitesinde; ( viper ) build my own diyerek istediğiniz şekillerde bir viper ne kadar maloluyor bakabilirsiniz. Tabi oraya vergiyi de eklemeyi unutmayalım. Benim istediğim 106,500 dolara maloldu. Sanırsam ömrüm yetmez kendisine. İç dizayna gelince fotolardan da anlaşılacağı üzre insanin içerisine oturunca kendisini uzay aracından daha hızlı bir şeyin içinde hissedebilmesi için her şey yapılmış.

Bütün bunların ardından kendisinin ufak bir detayını vererek bitirelim;
100 Km hıza 3,9 Saniyede ulaşabiliyor. (Eğilelim :) )







Devamını okuyun...>> Read more...

21 Haziran 2008 Cumartesi

TÜRKIYEEE!!!


Sancili bir mac oldu, tam ümitler tükendi, yari final hayali bitti derken Semih yüzümüzü güldürdü. Kücücük cocuklarin göz yaslari sevinc göz yaslarina dönüstü.

Rüstü ye yasli dedik basaramaz dedik, yani bizim burda öyle dendi, ama o bizi utandirmasini bildi. O harika yumruklar ve hirvatlarin 4. penalti vurusunu tutmasi bizi zafere eristirdi.

Yikildi her yer, koptuk biz. Ev terliklerimle sokaga attim kendimi, o ani tam hatirlamiyorum bile. Bindik bir arabaya, gittik merkeze. Sanki Türkiyedeymisiz gibiydi. O kadar kalabalik, herkes birlik olmus, her taraf kirmizi beyaz!

Sesimiz kisik, icimiz kipir kipir karistik kalabaliga.
Buradakiler, yani almanyali Türkler sevinmeyi bildi. Örnek olduk Türkiye ye. Hic kimsenin elinde silah yok; sarkilar, marslar söylendi ama tek bir kursun atilmadi. Sevinmek budur iste.
Haberleri izliyoruz ki, Türkiye de magandalar ön planda. Dokuz yasinda bir kiz kolundan yaralaniyor, babasi caresizce kucaginda hastaneye yetistiriyor kizini. Bu görüntülerle neden karaliyoruz zaferimizi?
Kimbilir kimleri buldu o kursunlar. Ne denilir ki buna. Terimin "Lütfen silahla sevinmeyin" uyarisina uymayanlar bu yaziyi mi okuyup akillanacak? Hayir.

Yari finalde Almanya ya karsi oynayacagiz. Benim icimde bir korku, bir huzursuzluk. Türkiye de yasamayi tercih ederdim su günlerde. Bu maci burada yasamak istemezdim.
Avusturya da hirvatlar iki Türkümüzü öldürmüsler. Burasi da tehlikeli bölgeye o kadar yakinki insan korkuyor.
Olayi söyle aciklayim; almanlar basindan beri bizimle karsi karsiya gelmek istemiyorlardi. Sebep olarak da cikacak olaylari öne sürdüler hep. Takimimizdan korkmalari da olagan bir sebep bence ama su b ir gercek ki, biz onlari yenersek alman holiganlarindan kurtulamayacak sokaga dökülenler. Yenilirsek de onlar tarafindan kiskirtilacagiz ve bizimkilerde uslu durmayacak. Yani buradaki herkes olayin farkinda, alinacak önlemler umarim ise yarar.

Yine de tüm yüregimle Türkiye nin kazanmasini istiyor, takimimiza basarilar diliyorum...


Devamını okuyun...>> Read more...

EN TEPEYE ;)<<